Arapça Dersleri İsm-i Alet

 

İSM-İ ALET

Bir işin yapılmasında kullanılan alete isim olan kelimelerdir. İsm-i zaman ve ism-i mekânın mim (م)’inin üstünle bağlanmasına karşılık ismi âlet’in mimi esre ile bağlanır. Sülâsî mâlum ve müteaddî fiillerden türetilen ve semâi (işitilerek bilinen) 3 vezni vardır:

مِفْعَالٌ

مِفْعَلَةٌ

مِفْعَلٌ

(مِفْعَلٌ) veznine ait örnekler:

بَرَدَ -ُ

törpüledi

مِبْرَدٌ

eğe

نَبَرَ -ِ

kaldırdı, yükseltti

مِنْبَرٌ

minber

كَسَرَ -ِ

kırdı

مِكْسَرٌ

mikser, kırma aracı

صَعِدَ -َ

çıktı yükseldi

مِصْعَدٌ

asansör (yükselme aleti)

مِهْجَرٌ

mikroskop

مِقْلَى

tava

مِثْقَبٌ

matkap

مِحْلَقٌ

traş makinası

(مِفْعَلَةٌ) veznine ait örnekler:

لَعِقَ

yaladı

مِلْعَقَةٌ

kaşık

طَرَقَ

vurdu

مِطْرَقَةٌ

çekiç

سَطَرَ

çizgi çekti

مِسْطَرَةٌ

cetvel

كَنَسَ

süpürdü

مِكْنَسَةٌ

süpürge

مِرْضَعَةٌ

biberon

مِحْفَظَةٌ

çanta

مِنْشَفَةٌ

havlu

مِنْضَدَةٌ

masa

مِظَلَّةٌ

şemsiye

مِرْوَحَةٌ

pervane, vantilatör

مِغْرَفَةٌ

kevgir

مِمْفَلَةٌ

oklava

مِمْلَحَةٌ

tuzluk

مِدْفَأَةٌ

soba

  

(مِفْعَالٌ) veznine ait örnekler:

نَظَرَ

baktı

مِنْظَارٌ

dürbün

فَتَحَ

açtı

مِفْتاَحٌ

anahtar

وَزَنَ

tarttı

مِيزاَنٌ

terâzi

كاَلَ

ölçtü

مِكْياَلٌ

ölçek

رَآى

gördü

مِرْآةٌ

ayna

كَوَى

dağladı

مِكْواَةٌ

ütü

مِصْباَحٌ

lâmba

مِمْحاَةٌ

silgi

مِزْماَرٌ

zurna, kaval,

مِرْحاَضٌ

tuvalet

مِذْياَعٌ

radyo

مِرْصاَدٌ

teleskop

*Bazen ism-i alet yukarıdaki kalıpların dışından da gelebilir:

سِكِّينٌ

bıçak

شَوْكَةٌ

çatal

قَلَمٌ

kalem

فَأْسٌ

balta

*Mısır Arap dili heyeti فَعاَّلَةٌ kalıbının ism-i âlet için elverişli olduğunu belirtmiştir[1].

ثَلاَّجَةٌ

buzdolabı

غَساَّلَةٌ

çamaşır makinası

شَواَّيَةٌ

et kızartma makinası (ızgara)

خَرَّامَةٌ

blendir

Cümle Örnekleri:

أَكَلَ الرَّجُلُ الطَّعاَمَ بِالْمِلْعَقَةِ.

Adam yemeği kaşıkla yedi.

طَرَقَ الْحَداَّدُ الْحَدِيدَ بِالْمِطْرَقَةِ.

Demirci demire çekiçle vurdu.

فَتَحَتِ الْمَرْأَةُ الْباَبَ بِالْمِفْتاَحِ.

Kadın kapıyı anahtarla açtı.

بَرَدَ الْحَداَّدُ الْحَدِيدَ بِالْمِبْرَدِ.

Demirci demiri eğe ile törpüledi.

كَنَسْناَ الْأَرْضَ بِالْمِكْنَسَةِ.

Yeri süpürge ile süpürdük.

اَلْمِكْوَى آلَةٌ حَدِيثَةٌ.

Ütü yeni (modern) bir alettir.

وَضَعْتُ مِحْفَظَتِي عَلَى الْمِنْضَدَةِ.

Çantamı masanın üzerine koydum.